|
|
|
Ömer TURAL tarafından yazıldı
|
|
Salı, 17 Ocak 2012 12:35 |
|
Adminöteörümüz Fatma UMAR .Köyüne olan sevgisini ifade ediyor.Bunu yaparken yörenin çe_itli varl1k kelimelerini kulan1yor. Köse da1n etei Koç yiitler yata1 Urünerek geliyor Yar derdimin orta1 Yukardaki dörtlükte Köse dan1 hayalinde canland1r1yor.Eteklerinde koç yitlerini dile getiriyor.Urünerek derken Yörenin dilini agz1n1 aç1kça kulan1yor.Bak1r helkeleri,Yaylaya süt sagmaya gidilen o çocukluk günlerini ya_1yor.Dizlerle tekrar ya_1yor. Ora1 takm1_ kola Seherde ç1km1_ yola, Tarlas1 pek 1rakta, Irgat gidem o yara. ^airimiz Orakla seher vaktinde tarlaya gidilen günlerin özlemini ya_yor.Irgatl1k onun için ^ehir hayat1ndan daha parlak daha canl1 geliyor.O köyünün orag1n1,tarlas1n1,tapan1n1,,yay11n1,,tand1r1n1 ,tezek külü duman1n1.Közünde pi_en ekmeini Örf ve adedini dile getiriyor.Bütün bu çal_malar1 yaparken hayl dünyas1n1 ya_1yor.Hemde geçmi_tekiörf ve adetleriBiz ya_1tlar1na aktar1rken,hemde gelecek nesile aktar1yor. Fatma UMAR sadece yaz11 halk oyunlar1nda.Foklar1nda degil.Die yazd11 _irlerdede halk kültürü ve folkloru büyük yer tutar.Türk halk kültürünü sürekli ke_if eder. Karak1_1nda yaz1nda, Sar1 telinde saz1nda, Turnalar1n avaz1nda, Bir ç1l1kt1r Anadoluým. ^airimiz yanl1z halk _iirine ,Folkloruna deil.Yukardaki bahsetiimiz gibi anadolunun bütün örf ve adetlerine hayranl1k duyar.Güzeliin faydal1 ve Mü_terek olmas1ndan yanad1r.Bütün bu güzel çal1_malar gösteriyorki.^airimizin Halk Folklorunu bol bol kulanmas1 sadece estetik degil idoljik sebeplerede dayan1r. Adminöteörümüz Fatma UMAR .Köyüne olan sevgisini ifade ediyor.Bunu yaparken yörenin çe_itli varl1k kelimelerini kun1yor. Köse da1n etei Koç yiitler yata1 Urünerek geliyor Yar derdimin orta1 Yukardaki dörtlükte Köse dan1 hayalinde canland1r1yor.Eteklerinde koç yitlerini dile getiriyor.Urünerek derken Yörenin dilini agz1n1 aç1kça kulan1yor.Bak1r helkeleri,Yaylaya süt sagmaya gidilen o çocukluk günlerini ya_1yor.Dizlerle tekrar ya_1yor. Ora1 takm1_ kola Seherde ç1km1_ yola, Tarlas1 pek 1rakta, Irgat gidem o yara. ^airimiz Orakla seher vaktinde tarlaya gidilen günlerin özlemini ya_yor.Irgatl1k onun için ^ehir hayat1ndan daha parlak daha canl1 geliyor.O köyünün orag1n1,tarlas1n1,tapan1n1,,yay11n1,,tand1r1n1 ,tezek külü duman1n1.Közünde pi_en ekmeini Örf ve adedini dile getiriyor.Bütün bu çal_malar1 yaparken hayl dünyas1n1 ya_1yor.Hemde geçmi_tekiörf ve adetleriBiz ya_1tlar1na aktar1rken,hemde gelecek nesile aktar1yor. Fatma UMAR sadece yaz11 halk oyunlar1nda.Foklar1nda degil.Die yazd11 _irlerdede halk kültürü ve folkloru büyük yer tutar.Türk halk kültürünü sürekli ke_if eder. Karak1_1nda yaz1nda, Sar1 telinde saz1nda, Turnalar1n avaz1nda, Bir ç1l1kt1r Anadoluým. ^airimiz yanl1z halk _iirine ,Folkloruna deil.Yukardaki bahsetiimiz gibi anadolunun bütün örf ve adetlerine hayranl1k duyar.Güzeliin faydal1 ve Mü_terek olmas1ndan yanad1r.Bütün bu güzel çal1_malar gösteriyorki.^airimizin Halk Folklorunu bol bol kulanmas1 sadece estetik degil idoljik sebeplerede dayan1r. Bin defa söyledim gene söylerim, Eilmez ba_1m1z _anl1 tarihim, Bilmemi_ler bizi biz kimiyiz kim, Asl1m1z neslimiz Osmanl1 bizim. Fatma Umar bir sivas Sevdal1s1d1r.Ç1narl1 köyü sevdal1s1d1r. 0ni_li yoku_lu yayla yollar1, Niydiyon la garda_ diyen dilleri, Baharda aç1l1r gonca gülleri, Düün dernek halay1n1 özledim. Özledim ya ben Sivas'1 özledim. ^airin Biorafisini Kendi kaleminden ele al1yorum'FATMA UMAR 1960 Sivas-Hafik Ç1narl1 köyü doumluyum.6 ya_1nda iken 0stanbul'a yerle_tik.0lkokulu 0stanbul ^i_li Talatpa_a'da okudum.Çok istememe ramen o zamanki _artlar okumama engel oldu. Okul y1llar1mda en çok sevdiim ders Tarih'di.Buradan beni yeti_tiren ve tarih dersini sevdiren öretmenime _ükran duyuyorum.Vatan-bayrak sevgisini bana ilk o a_1lad1.Nur içinde yats1n.Allah mekan1n1 cennet etsin. Genç k1zl1k dönemimde 6 ay köyde, 6 ay 0stanbul'da ya_ad1m.Ataerkil bir aile olduumuz için köy bizim için vazgeçilmezdi.0çinde ya_ad11m doadan, gelenek ve göreneklerimizden çok etkilendim.Gördüklerim ve ya_ad1klar1m _iir yazmama vesile oldu.Bu _evk ile _iir yazmaya ba_lad1m.Daha çok vatan-bayrak,memleket-doa temalar1n1 i_ledim.Bundan da büyük bir zevk duyuyorum. 2002 y1l1ndan beri Sivas'da ya_amaktay1m.Evliyim.3 çocuk annesiyim.Ev han1m1y1m.0_lerimden artakalan zamanlar1m1 _iir yazarak deerlendiriyorum.^iirlerimi bir kitapta toplamay1 dü_ünüyorum.Bunun d1_1nda gelenek ve göreneklerimiz ile ilgili tüm birikimlerimi ayr1 bir kitapta toplamak istiyorum.Üçüncü olarak köyümüze ait halay,yol havas1 ve a1t türkülerini de bir kitap haline getirmeyi dü_ünüyorum.Yorum ve destekleriniz için _imdiden te_ekkür ediyorum. ''' Bu biorafiyi almam1n nedeni._airimizin Köyüne ve sivasa neden bu denli bal1 olduunu an1msatmak içindir.^air Ç1narl1n1n KültüründenTarihhinden çok çok etkilenmi_tir.Kurtulu_ sava_1 s1ras1nda.Ç1narl1 öyünde Bir Ermeni DR.Köy halk1n1 ve Askerlerine.Zehirli 0ne yaparak .Vatan kahramanlar1n1 _ehit dü_ürdüünü kaleme alm1_.^iirleriyle dile getirmi_tir.Vatan ^air için kutsald1r.O _ehit kanlar1yla y1kanm1_.Dü_man ate_iyle yanm1_ Atalar miras1 bayraga Sevgisi sonsuzdur. Vatan Millet ve Bayrak kelimeleri sosyal bak1mdan önemli lduklar1 için s1k s1ktekrarlan1r.Bundan dolay1 basma kalp haline gelir.Basma kal1p haline gelen duygu dü_ünceler Öldür..^airimizde Vatan millet ve bayrak.kendi varl11n1 a_m1_t1r. « : Kas1m 15, 2011, 04:48:29 ÖS » -------------------------------------------------------------------------------- Arad1m cihan1 yokki benzerin, Nere gitsem sende kal1r nazar1m, Ben yolunda can vermeye haz1r1m, Dünyadaki cennet e_siz Türkiye'm. O kadar kutsalki topra1n ta_1n, Bereket doludur ekmein a_1n, Dört mevsim ya_ar1z bahar1n k1_1n, Dünyadaki cennet e_siz Türkiye'm. ^uhedayla süslü her bir kar1_1n, Çelik hat gibidir salam bak1_1n, Binbir renk bezeli türlü nak1_1n, Dünyadaki cennet e_siz Türkiye'm. Dalgalan1r gökte nazl1 bayra1n. Ç1nlar minarede her gün ezan1n, K1r1ls1n elleri s1n1r çizenin, Dünyadaki cennet e_siz Türkiye'm. Köyün bir ba_kad1r yaylan bir ba_ka, Kimleri dü_ürdün onulmaz a_ka, Güzel yurdum sana a_k1m bir ba_ka, Dünyadaki cennet e_siz Türkiye'm. Yah_i koçyiidin has1 var sende, Billur derelerin sesi var sende, Bütün dünya sana oluyor bende, Dünyadaki cennet e_siz Türkiyem. Bir ta_1n oynasa içim ezilir, Son nefer kalasa'da oyun bozulur, Sana sayfalarca destan yaz1l1r, Dünyadaki cennet e_siz Türkiyem. |
|
Son Güncelleme: Salı, 17 Ocak 2012 12:38 |
|
|
Türk vatandaşı, akrabalık düğümünü Bulgaristan'da çözdü |
|
|
|
|
Ömer TURAL tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 30 Aralık 2011 14:40 |
|
Türk vatanda_1, akrabal1k düümünü Bulgaristan'da çözdü
Türkiye'de Kayseri Demiryollar1'nda çal1_an Ömer Tural uzun bir aray1_1n ard1ndan dedesinin vasiyeti üzerine Bulgaristan'daki akrabalar1n1 buldu. Kökeni Silistra'ya bal1 Zaritsa (Kamerler) köyüne dayanan Tural'1n bu ke_fi köylüleri hayran b1rakt1. Kendisi bu olay1 hem enteresan, hem inan1lmaz, hem de biraz buruk olarak deerlendirmeden geçemiyor.
‘Belki daha önce gelebilseydim hayatta olan daha fazla akrabalar1m1 görebilirdim’ diyerek neden biraz da buruk kar_1lad11n1 izah ediyor. Türkiye'den kendi yak1nlar1n1 aramaya babalar1ndan örendii üç isimle gelen memur Ömer Bey, bunlar1n köyün ismi, dedesinin karde_i ve yeeni olan Süleyman ve Recep isimleri olduunu söylüyor.
Bildii sadece bu olsa da içinde yanan ate_ onu daha önceden ayak basmad11 yerlere 'belki bir iz bulurum' diye sevkediyor. Ömer Bey'in tarihi bir kez daha kurcalayan akrabal1k ara_t1rmas1n1 bir masal gibi anlat1rken heyecan1na hakim olam1yor. Soluk al1r almaz hemen dal1yor sohbete.
Tarihin bir cilvesi
1957 Türkiye doumlu Ömer Tural'1n Ömer dedesi 1936 y1l1nda bir göç esnas1nda Sivas'1n Gemerek ilçesi Karagöl köyüne yerle_ir. Karde_i Süleyman Berber Bulgaristan'da kalsa da onu zaman zaman ziyarete gider, devaml1 mektupla_1rlar. Fakat zamanla gönderilen mektuplar ula_maz olur. O zamanki rejim o dönemde enformasyon karanl11 olu_turarak siyasetin ba_ka bir boyutunu uygular. Bu durumdan kendileri çok madur kal1r, zira art1k gelip gidemez ve haberle_emez olurlar. Bundan sonra da ne çocuklar1ndan, ne de kimin nerede, ne yapt1klar1ndan haberleri olur. Böylece Tural1 ailesi için Bulgaristan kap1s1 tamamen kapan1vermi_.
Kitaplarla ba_layan aray1_
Ömer Tural iki y1l önce hem eski yerlerini görmek, hem de kalan akrabalar1n1 bulmak için ciddi bir ara_t1rmaya koyulur. Bu konu kendisini devaml1 kurcalar, rahat b1rakmaz. Balkan ve göçmen derneklerinden ve daha sonra tan1_t11 milletvekillerinden Silistra yöresi hakk1nda bilgi edinir. Göç hadiseleriyle ilgili kütüphaneleri didik didik ara_t1r1r, bulabildii kitaplar1 noktas1na kadar inceler. Enbiya Ulusoy'un 'Deliorman' kitab1n1 ve 'Bulgaristan Türkleri' gibi birçok eseri okur. Yapt11 ara_t1rmalardan dedelerinin soyu Konya Karamanoullar1'na dayand11n1 bile ke_feder. Nihayet belirli bir malumat sahibi olabildikten sonra Demir Baba Tekkesi töreni s1ras1nda 0sperih'e bal1 Sve_tari köyüne gelir. Onun burada insanlara sorduu tek bir _ey var; Kamerler köyünün nerede olduudur. Baz1lar1 arad11 eski köyün Kemallar olabileceini söyleseler de o Kamerler isminde diretir. Kimse Kamerler'in nerede olduunu bilmedii için k1sa bir hayal k1r1kl1l11 geçirse de, Tural bu köyün Bulgarcas1 olan Zaritsa'dan bahseder. O zaman önüne bir harita getirilerek nihayet hayallerine girdii Zaritsa bulunur.
Köyde berber torunlar1n1 sorar
Dedesinin köyüne var1r varmaz cami avlusunun yan1nda oturan Mehmet amcaya kendisinin Türkiyeli olduunu ve buraya akrabalar1n1 aramaya geldiini, dedesinin ise buradan olduunu ve berber Süleyman'1n torunlar1n1 arad11n1 söyler. Mehmet amca, köyün önde gelen ayd1nlar1ndan olduu için hemen kimden ve neden bahsetttini anlar. Ona berber Süleyman'1n torunlar1ndan Sema Beyin evini gösterir. Daha sonra Sema ve Süleyman karde_lerle görü_en Tural, kim olduunu söyler. Yak1n akrabalar1n hepsi _ok olmu_tur. Kimse bunca aradan sonra birinin bu _ekilde ayaklar1na kadar geleceini beklememektedir. Vakit dard1r, Ömer Bey bir saat içinde Türkiye'den geldii kafileyle dönmek zorundad1r. Ama tekrar geleceine dair söz verir. Daha sonra Türkiye'de vize i_lemlerinden dolay1 Bulgaristan'a gelmesi gecikir, bir an önce gelemedii için de uykular1 kaçar. Rüyalar1nda bile hep buralar1 görür.
Sonunda hasret bitiyor
Nihayet 5 ay sonra tekrar geldiinde art1k hasretin yakt11 ate_e su serpilmi_tir. Kendisinin tabiriyle 'düüm çözer gibi' akrabal1k balar1n1 çözen Ömer Tural ‘Buraya gelirken nelerle kar_1la_aca1m1 bilmiyordum. 0çimdeki heyecan bir hayli fazlayd1. Yolda hep dualar ettim’ diyerek hislerine tercüme oluyor. Özellikle ya_l1lardan edindii deerli bilgiler sayesinde akrabal1k soy aac1n1n unsurlar1n1 bir araya getiren Ömer Bey ‘Bu kadar rastlant1lar1n sebebini kader deyip geçiyorum. Bizim için tarihteki olaylar1n bu _ekilde cereyen etmesi belki bizim için daha hay1rl1 olmu_tur" diyerek manevi balar1n1n önemini her gittii yerde vurguluyor.
Dedesinin oturduu evi ve hâlâ ayakta duran su kuyusunu inceledi
Ömer Tural sadece akrabal1r1n1 40 y1l sonra bulmakla kalmad1, o Ömer dedesinin ya_ad11 ev ve arazisini, Türkiye'ye göç esnas1nda satt11 yerin Romence olan sat1_ belgesini, sahip olduklar1 yel deirmeninin bulunduu yeri, eski evin çekilmi_ siyah–beyaz resmini, hatta dedesinin rüyas1nda görerek kazd11 su kuyusunu bile görmeye muvaffak oldu. Tural, edindii bilgilerden sonra _unlar1 anlat1yor: ‘Ömer dedem varl1kl1 biriymi_. Saat ustas1 ve deirmene sahip, i_veren biriymi_. Hatta ya_ad11 mahallenin ismi bile Ömer Usta Mahallesi diye ün salm1_ halk aras1nda.’
Ortak noktalar
Türkiyeli memur, Zaritsa köyündeki dil _ivesini bile rahat anlamakta, zira Türkiye'deki köyünde de ayn1 kelimeleri kullanmaktad1rlar. Tarnan1n bile ayn1 burada olduu gibi kuru ekmek ve sütle yapt1klar1ndan bahsediyor. Ömer Tural'n1n dikkattini çektii ba_ka bir husus ise akrabalar1n1n hepsinin bir yerde, yani köyde olmas1d1r. ‘Ben Türkiye'deki yak1nlar1m1 bulamaman1n en önemli sebebi hepsinin farkl1 yerlere da1lmalar1d1r, fakat burada olay ba_ka’ diyerek mutluluunu kelimelere s1d1ram1yor.
Ömer Tural kendisine yard1mc1 olan milletvekilleri Hüseyin Kansu, Ali Aydomu_ ve Ayhan Sefer'e, dan1_man Mehmet Serenli'ye ve kendisinin elinden tutan herkese te_ekkürlerini belirtmeyi ihmal etmiyor.
Beynur Süleyman / Silistra
05.12.2005
|
|
MEVLÂNA CELALEDDÎN-İ RÛMÎ |
|
|
|
|
Sabiha Serin tarafından yazıldı
|
|
Salı, 13 Aralık 2011 19:25 |
|
MEVLÂNA CELALEDDÎN-İ RÛMÎ
HOŞGÖRÜ VE SEVGİ GÜNEŞİ MEVLÂNA CELALEDDÎN-İ RÛMÎ
Her yıl 2- 9 Aralık günleri MEVLANA HAFTASI olarak kutlanır.
17 Aralık 1273 Pazar günü, 66 yaşında iken Konya’da vefat etmiştir. Saygı ile anıyorum. Mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın.
Hazreti Mevlâna yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yaratıkları yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piridir. Mevlâna aşkın ne olduğunu soranlara ; “ Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça onu tamamıyla bilemezsin.” buyurur.
Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür. Onun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj: “AŞK, SEVGİ VE BİRLİK”tir.
UNESCO 2007 yılını Mevlâna yılı ilan etmişti. Bu nedenle ben de Hz.Mevlâna’yı 2007 yılında coşku ile Konya'da yaşamını araştırdıktan sonra bu yazımı ve doğumundan ölümüne kadar olan süreyi anlatan YÜCE MEVLANA adlı şiirimi yazdım.
HAYATI
Mevlâna Celâleddin_i Rûmî; 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde bulunan Belh şehrinde doğmuştur.Babası, Sultânü’l-Ulema (Alimler Sultanı) ünvanına sahip olan Muhammed Bahâeddin Veled, annesi Mümine Hatun’dur. Bahâddin Veled 1212 yılında aile fertleri ve yakınları ile birlikte Belh’den ayrılmıştır. Mevlâna’nın da içinde bulunduğu bu göç kervanı Nişâbur, Bağdat ve Küfe yoluyla ilerlemiş, Hac ibadeti için Mekke’ye gitmiştir. Daha sonra Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde’ye uğrayan kervan Karaman’a gelmiştir. Aile Karaman’da 7 yıl kaldıktan sonra, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubât’ın ısrarlı daveti üzerine 3 Mayıs 1228 tarihinde Konya’ya gelip yerleşmiştir.
Mevlâna’nın annesi Karaman’da, babası ise 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etmiştir. 1225 yılında Karaman’da Gevher Hatun ile evlenen Mevlâna’nın bu eşinden, Sultan Veled ve Alaaddin Çelebi isimli iki oğlu dünyaya gelmiştir. Onun vefatı üzerine yapmış olduğu ikinci evliliğinden de, Emir Alim Çelebi isimli bir oğlu ile Melike Hatun isimli bir kızı doğmuştur.
Babasının vefatı üzerine, Onun yerine geçen Hz. Mevlana şimdi “İplikçi Camii” diye bilinen yerdeki Medresede uzun yıllar dersler ve vaazlar vermiş, bu ders ve sohbetlere zaman zaman farklı din mensupları da katılmışlardır.
15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile tanışmış, ancak bu tanışma ile tesis edilen büyük dostluk ve yakınlık Şems’in kayboluşu yahut ölümü sebebiyle fazla sürmemiştir.
Herkesin birbirini anlamasını ve birbirine hoşgörü ile bakmasını, engin anlayışının temeli sayan ve Hz.Muhammed (A.S)’ın çizgisi üzerine olduğunu sık sık vurgulayan Mevlâna –Celâleddîn 17 Aralık 1273 Pazar günü, 66 yaşında iken Konya’da vefat etmiştir.
Ölüm gününü, en büyük sevgili olarak bildiği Allah’a kavuşma ânı olarak düşündüğü için “ Şeb-i Arûs yani Düğün Gecesi olarak kabul etmiştir.
Mevlâna’nın tasavvuf anlayışı hayali bir idealizm değildir. O daima hayatın gerçeklerini görmekte, bazılarının yaptığı gibi ondan el etek çekmemektedir. O’nun anlayışına göre tasavvuf, kulluğun yoludur. Buna ancak Allah’a âşık olarak erişilir. O’ndan başkasına duyulan sevgiler geçici heveslerdir. Bütün bu anlayışlar sebebiyle Hz.Mevlâna gerçek bir rehber, bir mürşid-i kâmil olarak tanınmıştır.
ESERLERİ
Bugün dünyanın dört bir yanında Hz. Mevlana’ya ve eserlerine duyulan ilgi her geçen gün artmaktadır. O’nun defalarca neşredilmiş ve Türkçe’ye çevrilmiş bulunan beş eseri vardır ki bunların aslı Farsça olarak yazılmıştır.
Mesnevî:
Tasavvufî duygu ve düşüncelerinin, hikâye tarzında anlatıldığı eseridir.
25618 beyittir.
Divân-ı Kebir:
Çeşitli konularda söylediği şiirlerinden oluşmaktadır.
Fîhi Mâ Fîh:
Mevlâna’nın Muhtelif meclislerde yapmış olduğu sohbetlerden derlenmiş eserdir.
Mektûbat:
Kendisine sorulan sorulara yönelik verdiği cevapları ve dostlarına yazdığı mektupları ihtiva eden bir eserdir.
Mecâlis-i Seb’a
Mevlâna’nın ders ve vaazlarından derlenmiş bir kitaptır.
MEVLÂNA MÜZESİ
Bu gün müze olarak kullanılmakta olan bu yer, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi’dir. Selçuklu Sultan Alâeddin Keykubat tarafından, Mevlâna’nın babasına hediye edilmiş olup, Sultânü’l-Ulemâ vefat edince buraya defnedilmiştir.(12 Ocak 1231).
Mevlâna 17 Aralık 1273 yılında vefat edince O da buraya defnedilir. Oğlu Sultan Veled’in kabul etmesi üzerine “ Kubbe-i Hadra” (Yeşil Kubbe) denilen türbe yaptırılmıştır. 1854 yılına kadar muhtelif ilaveler ile sürdürülen inşa faaliyetleri, derviş hücrelerinin yapımı ile tamamlanmış, uzun yıllar dergâh olarak hizmet vermiştir.
Dergâh, 1926 yılından itibaren müze olarak hizmet vermeye başlamış, ismi de 1954 yılından itibaren “ MEVLÂNA MÜZESİ” olarak kabul edilmiştir.
MÜZENİN BÖLÜMLERİ
Müzenin 21 tane bölümü vardır.
Bunlar: Cümle Kapısı, Türbe Kapısı, Tilavet Odası, Horasan Erleri Sandukaları, Mezarlar, Yeşil Kubbe, Huzur-ı Pir (Türbe), Semâhane, Mescid,
Çelebi Dairesi, Hasan Paşa Türbesi, Fatma Hatun Türbesi, Sinan Paşa Türbesi,
Hürrem Paşa Türbesi, Mehmet Bey Türbesi, Matbah, Meydan-ı Şerif, Şeb-i Arûs Havuzu, Şadırvan, Derviş Hücreleridir.
SABİHA SERİN—Şair Araştırmacı Yazar/SİVAS
KAYNAK: T.C.Konya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü
YÜCE MEVLANA
Belh şehrinde doğdu sevgi güneşi,
Dünyada benzeri bulunmaz eşi.
Mümine Hatun’un gönül neşesi,
Gönül bahçesinin yazı Mevlana…
Bahaeddin Veled gitti Kâbe’ye,
Yol uğradı düştü Şam, Larende’ye.
Ol Nişabur şehri sultanı diye,
Sevda bahçesinin özü Mevlana…
İplikçi Medrese dolup taşardı,
Mevlana Hak için aşkla yaşardı.
Gönüller fethedip sevgi başardı,
Erenler kulağı gözü Mevlana…
Hamdım piştim ile yandım diyerek,
Sevdası aşk için coştu bu yürek.
Hoş görü kardeşlik sevgi bilerek
Dört mevsim baharın güzü Mevlana…
Gönüllerde solmaz bir çiçekti o,
Kâbe’ye yüzünü sürecekti o,
Nur ile aşk için ölecekti o,
Güneşin gül açan yüzü Mevlana.
Yaratana gönül veren nur, melek,
Kabrine gidenler adarlar dilek.
Aşk, sevgi, yolunda böyle bir yürek,
Hakka giden yolun izi Mevlana.
Barış ve kardeşlik sembolü idi,
Âşık olan aşkla tanınır dedi.
Bunca nasihati kimler dinledi,
Birlik beraberlik sözü Mevlana…
SABİHA SERİN
|
|
Son Güncelleme: Salı, 13 Aralık 2011 19:33 |
|
NASRETTİN HOCA NE YAPIYOR |
|
|
|
|
Ömer TURAL tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 10 Aralık 2011 14:50 |
|
Tan1t1m Turizm Kültür Sanat Eseri, Türkiye Sevdas1’n1n 351.Tan1t1m1 için 12-14 ^ubat 2010 Tarihleri aras1nda 0stanbul, Beylikdüzü, Tüyap Turizm Fuar1’nda Ak_ehir stand1n1 da ziyaret eden Dalar1n ve Çobanlar1n ^airi Bizim Hikmet dünyan1n merkezindeki canland1rmada Nasrettin Hoca ile görü_tü.
Görü_me s1ras1nda, Nasrettin Hoca Hikayeleri ile Nasrettin Hoca F1kralar1 sonsuza dek güncelliini koruyacak diyen Bizim Hikmet; ^ebinkarahisar Bir Bahar Ak_am1 ^iir Dinletisi etkinlikleri ile 7 Gün 7 Gece ^ebinkale ^iir ^enlikleri'nin de youn ilgi gördüünü söyleyerek Nasrettin Hoca‘ya TÜRK0YE SEVDASI verdi.
Bizim Hikmet, Nasrettin Hoca'ya Türkiye Sevdas1 verirken; '' Giresun, ^ebinkarahisar Köprüba_1'nda özenle haz1rlad11m1z bu büyük projeyi götür Ak_ehir Gölü'ne çal, mayala..'' dedi.
Gerçee çok yak1n olan bir canland1rman1n sonucunu merak edenler soruyor..
Nasrettin Hoca Ne yap1yor?
|
|
Hazretti Mevlana'nn Hayattı |
|
|
|
|
Ömer TURAL tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 08 Aralık 2011 13:40 |
|
MEVLÂNA CELALEDDÎN-0 RÛMÎ
HO^GÖRÜ VE SEVG0 GÜNE^0 MEVLÂNA CELALEDDÎN-0 RÛMÎ
Her y1l 2- 9 Aral1k günleri MEVLANA HAFTASI olarak kutlan1r.
17 Aral1k 1273 Pazar günü, 66 ya_1nda iken Konya’da vefat etmi_tir. Sayg1 ile an1yorum. Mekan1 cennet olsun, nur içinde yats1n.
Hazreti Mevlâna yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yarat1klar1 yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öreten bir a_k piridir. Mevlâna a_k1n ne olduunu soranlara ; “ Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanl1k, o olmad1kça onu tamam1yla bilemezsin.” buyurur.
Hz. Mevlana sevginin, bar1_1n, karde_liin, ho_görünün sembolüdür. Onun insan dü_üncesine verdii en büyük mesaj: “A^K, SEVG0 VE B0RL0K”tir.
UNESCO 2007 y1l1n1 Mevlâna y1l1 ilan etmi_ti. Bu nedenle ben de Hz.Mevlâna’y1 2007 y1l1nda co_ku ile Konya'da ya_am1n1 ara_t1rd1ktan sonra bu yaz1m1 ve doumundan ölümüne kadar olan süreyi anlatan YÜCE MEVLANA adl1 _iirimi yazd1m.Hazreti Mevlâna yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yarat1klar1 yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öreten bir a_k piridir. Mevlâna a_k1n ne olduunu soranlara ; “ Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanl1k, o olmad1kça onu tamam1yla bilemezsin.” buyurur.Hz. Mevlana sevginin, bar1_1n, karde_liin, ho_görünün sembolüdür. Onun insan dü_üncesine verdii en büyük mesaj: “A^K, SEVG0 VE B0RL0K”tir.
HAYATI
Mevlâna Celâleddin_i Rûmî; 30 Eylül 1207 y1l1nda bugün Afganistan s1n1rlar1 içerisinde bulunan Belh _ehrinde domu_tur.Babas1, Sultânü’l-Ulema (Alimler Sultan1) ünvan1na sahip olan Muhammed Bahâeddin Veled, annesi Mümine Hatun’dur. Bahâddin Veled 1212 y1l1nda aile fertleri ve yak1nlar1 ile birlikte Belh’den ayr1lm1_t1r. Mevlâna’n1n da içinde bulunduu bu göç kervan1 Ni_âbur, Badat ve Küfe yoluyla ilerlemi_, Hac ibadeti için Mekke’ye gitmi_tir. Daha sonra ^am, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Nide’ye urayan kervan Karaman’a gelmi_tir. Aile Karaman’da 7 y1l kald1ktan sonra, Selçuklu Sultan1 Alâeddin Keykubât’1n 1srarl1 daveti üzerine 3 May1s 1228 tarihinde Konya’ya gelip yerle_mi_tir.
Mevlâna’n1n annesi Karaman’da, babas1 ise 12 Ocak 1231 y1l1nda Konya’da vefat etmi_tir. 1225 y1l1nda Karaman’da Gevher Hatun ile evlenen Mevlâna’n1n bu e_inden, Sultan Veled ve Alaaddin Çelebi isimli iki olu dünyaya gelmi_tir. Onun vefat1 üzerine yapm1_ olduu ikinci evliliinden de, Emir Alim Çelebi isimli bir olu ile Melike Hatun isimli bir k1z1 domu_tur.
Babas1n1n vefat1 üzerine, Onun yerine geçen Hz. Mevlana _imdi “0plikçi Camii” diye bilinen yerdeki Medresede uzun y1llar dersler ve vaazlar vermi_, bu ders ve sohbetlere zaman zaman farkl1 din mensuplar1 da kat1lm1_lard1r. 15 Kas1m 1244 y1l1nda ^ems-i Tebrizî ile tan1_m1_, ancak bu tan1_ma ile tesis edilen büyük dostluk ve yak1nl1k ^ems’in kaybolu_u yahut ölümü sebebiyle fazla sürmemi_tir. Herkesin birbirini anlamas1n1 ve birbirine ho_görü ile bakmas1n1, engin anlay1_1n1n temeli sayan ve Hz.Muhammed (A.S)’1n çizgisi üzerine olduunu s1k s1k vurgulayan Mevlâna –Celâleddîn 17 Aral1k 1273 Pazar günü, 66 ya_1nda iken Konya’da vefat etmi_tir. Ölüm gününü, en büyük sevgili olarak bildii Allah’a kavu_ma ân1 olarak dü_ündüü için “ ^eb-i Arûs yani Düün Gecesi olarak kabul etmi_tir. Mevlâna’n1n tasavvuf anlay1_1 hayali bir idealizm deildir. O daima hayat1n gerçeklerini görmekte, baz1lar1n1n yapt11 gibi ondan el etek çekmemektedir. O’nun anlay1_1na göre tasavvuf, kulluun yoludur. Buna ancak Allah’a â_1k olarak eri_ilir. O’ndan ba_kas1na duyulan sevgiler geçici heveslerdir. Bütün bu anlay1_lar sebebiyle Hz.Mevlâna gerçek bir rehber, bir mür_id-i kâmil olarak tan1nm1_t1r.
ESERLER0
Bugün dünyan1n dört bir yan1nda Hz. Mevlana’ya ve eserlerine duyulan ilgi her geçen gün artmaktad1r. O’nun defalarca ne_redilmi_ ve Türkçe’ye çevrilmi_ bulunan be_ eseri vard1r ki bunlar1n asl1 Farsça olarak yaz1lm1_t1r.
Mesnevî: Tasavvufî duygu ve dü_üncelerinin, hikâye tarz1nda anlat1ld11 eseridir. 25618 beyittir. Divân-1 Kebir: Çe_itli konularda söyledii _iirlerinden olu_maktad1r. Fîhi Mâ Fîh: Mevlâna’n1n Muhtelif meclislerde yapm1_ olduu sohbetlerden derlenmi_ eserdir. Mektûbat: Kendisine sorulan sorulara yönelik verdii cevaplar1 ve dostlar1na yazd11 mektuplar1 ihtiva eden bir eserdir.
Mecâlis-i Seb’a Mevlâna’n1n ders ve vaazlar1ndan derlenmi_ bir kitapt1r.
MEVLÂNA MÜZES0
Bu gün müze olarak kullan1lmakta olan bu yer, Selçuklu Saray1n1n Gül Bahçesi’dir. Selçuklu Sultan Alâeddin Keykubat taraf1ndan, Mevlâna’n1n babas1na hediye edilmi_ olup, Sultânü’l-Ulemâ vefat edince buraya defnedilmi_tir.(12 Ocak 1231). Mevlâna 17 Aral1k 1273 y1l1nda vefat edince O da buraya defnedilir. Olu Sultan Veled’in kabul etmesi üzerine “ Kubbe-i Hadra” (Ye_il Kubbe) denilen türbe yapt1r1lm1_t1r. 1854 y1l1na kadar muhtelif ilaveler ile sürdürülen in_a faaliyetleri, dervi_ hücrelerinin yap1m1 ile tamamlanm1_, uzun y1llar dergâh olarak hizmet vermi_tir. Dergâh, 1926 y1l1ndan itibaren müze olarak hizmet vermeye ba_lam1_, ismi de 1954 y1l1ndan itibaren “ MEVLÂNA MÜZES0” olarak kabul edilmi_tir.
MÜZEN0N BÖLÜMLER0
Müzenin 21 tane bölümü vard1r. Bunlar: Cümle Kap1s1, Türbe Kap1s1, Tilavet Odas1, Horasan Erleri Sandukalar1, Mezarlar, Ye_il Kubbe, Huzur-1 Pir (Türbe), Semâhane, Mescid, Çelebi Dairesi, Hasan Pa_a Türbesi, Fatma Hatun Türbesi, Sinan Pa_a Türbesi, Hürrem Pa_a Türbesi, Mehmet Bey Türbesi, Matbah, Meydan-1 ^erif, ^eb-i Arûs Havuzu, ^ad1rvan, Dervi_ Hücreleridir.
SAB0HA SER0N—^air Ara_t1rmac1 Yazar/S0VAS |
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 46 |
|
İstatistikler
Üyeler : 1324
İçerik : 310
Web Bağlantıları : 6
|